Londra turları

Londra

Roma İmparatorluğu’nun Londinium’unu Keşfe Çıkın

“Kent yaşamı” dendiğinde birçoğumuzun aklına insan kalabalığı, koşuşturma, trafik, stres ve bunun gibi olumsuz durumlar geliyor. Avrupa’nın en gelişmiş kentlerinden biri olan Londra’da ise bu tabir düşündüğünüzden biraz daha farklı. Ünlü Londra metrosu ile dünyanın en eski metro ulaşımına ev sahipliği yapan bu kent, gelişmiş kültür düzeyi, ekonomisi, sanat evleri, yaşam şartları ve birçok farklı kökenden insana kapılarını açması açısından bütünüyle bir kültür şehri olarak anılıyor.

Hem modern, hem de doğallığını ve tarihini koruyabilmiş bir destinasyon olan Londra, Roma İmparatorluğu’ndan kalma tarihi yapıları, yeşilin hayat bulduğu doğası ve çağdaş yaşamı ile bütünleşmiş bir Avrupa şehri. Her yönüyle farklı bir duygu yaşatan bu kentte vakit geçirdiğiniz süre, gezmek ve görmek istediğiniz duraklara oranla size yetersiz gelse de, girdiğiniz her kapının ardından iki bin yıllık bir geçmişin sayfalarını aralayacak, yalnızca 1 güne neler sığdırabileceğinize siz de şaşıracaksınız!

Thames Nehri üzerine kurulu olan bu kozmopolit şehir, bir sonraki sayfada sizi hangi maceraların beklediğini merak ettiğiniz için okumayı bir türlü bırakamadığınız bir romanı andırıyor. İngiliz donanmasının zaferinin bir simgesi olan Trafalgar Meydanı’nı ise, okuyacağınız romanın ilk sayfası gibi düşünebilir ve unutulmaz bir keşfe bu noktadan başlayabilirsiniz. National Gallery ve Nelson Sütunu’nun bulunduğu bu tarihi meydan, gitmek istediğiniz birçok turistik noktaya yürüme ya da otobüs mesafesinde olmasının yanı sıra, Londra festivallerinin buluşma noktası olarak da biliniyor. Yani eğer şanslıysanız kültürel birliği desteklemek amacıyla kutlanan Rise Festivali’ne ya da Londra Şehir Festivali 'ne denk gelebilir ve Trafalgar Meydanı’ndaki görkemli kutlamalara şahit olabilirsiniz. Londra köprüsünü aydınlatarak tüm şehre büyüleyici bir manzara sunan Işık Festivali'ni de kaçırmamanızı öneriyoruz.

Anıtlar ve şelale ile renklendirilen Hyde Park ve Londra Hayvanat Bahçesi’ne ev sahipliği yapan Regent’s Park Londra turunuzun bir sonraki durağı olabilir. Size yemyeşil doğayla buluşma imkanı tanıyan bu iki ünlü parkın ardından, Kraliçe’nin resim koleksiyonuna yer veren Buckingham Sarayı’nı ziyaret edebilirsiniz. Eğer seyahatinizi yaz aylarına denk getirdiyseniz, renkli görüntülerle karşılaşabileceğiniz Muhafız Değişim Töreni’ni izleyebilir ve ardından sarayı gezebilirsiniz. İngiltere’nin simgesi haline gelen Big Ben, namıdiğer saat kulesi ise Londra görülecek yerler arasında başı çekiyor. Thames Nehri’nin kıyısında bulunan bu meşhur saat kulesinin ardından, zamanında hapishane olarak kullanılmış olan, şimdilerde ise Kraliyet Ailesi’nin mücevherlerinin muhafaza edildiği Londra Kulesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Müzeler Cenneti Londra’da Zaman Yolculuğu Yapın

Ortaçağ döneminden izler taşıyan ve uğradığı hasar sonucu tekrar inşa edilen St. Paul Katedrali ise muhteşem bir şekilde tasarlanmış düzeni, büyük kubbesi ve içerisinde barındırdığı Fısıltı Galerisi ile dikkat çekiyor. Bu görkemli katedrali köşe bucak gezdikten sonra rotanızı Antik Çağ yapıtlarına yer veren Britanya Müzesi’ne çevirebilirsiniz. Koleksiyonları dört ana bölümde toplayarak ziyaretçilerine dünyanın iki milyon yıllık insanlık tarihini sunan bu eski müzede baskılara, çizimlere, madalyalara, Antik Yunan ve Antik Roma eserlerine, Eski Mısır heykellerine ve Çin koleksiyonlarına göz atabilirsiniz.

Bilim Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi ve Victoria & Albert Müzesi’ne ev sahipliği yapan South Kensington bölgesi, 13. yüzyıldan günümüze dek dünyanın dört bir yanından toplanan tabloların sergilendiği National Gallery;  ve Mustafa Kemal Atatürk’ün heykeline yer veren Madame Tussaud’s Müzesi de Londra gezilecek yerler arasında. Kültür ve sanat dolu yolculuğunuzun ardından sokak sanatçılarının gösterilerine tanık olabileceğiniz, alışveriş yapıp ardından kafe ve restoranlarda soluklanabileceğiniz Covent Garden’a uğramadan dönmeyin deriz!

Göçmenlerin yaşam alanı olan Soho semti ise gece hayatının hareketli olduğu ve aynı zamanda birçok kültürün mutfağına yer veren kozmopolit bir nokta. Fish&Chips ve bira ikilisinin sıkça tüketildiği Londra’da dünya mutfaklarını da tatmak istiyorsanız doğru yerdesiniz! Çin mutfağından, Fransız mutfağına, pizza ve lazanyaları ile ünlü İtalyan mutfağından, deniz mahsüllerinin bonkörce sergilendiği Yunan mutfağına kadar birçok lezzeti Soho semtinde yer alan restoranlarda tadabilir ve ardından dilediğiniz bir British Pub’a giderek Londra gezinizin üstüne soğuk bir bira içebilirsiniz.

Ne okumakla, ne de gezmekle bitmeyecek bu modern Avrupa şehrinde, popüler ve turistik durakların yanı sıra daha birçok gizli kalmış nokta sizler tarafından keşfedilmeyi bekliyor! Gezginleri Londra şehrinin en uğrak mekanları, festivalleri ve birbirinden farklı etkinlikleri ile buluşturan Red Arena Tur ile siz de unutulmaz bir deneyimin kapılarını aralayabilir, Londra uçak bileti dahil seyahatlere katılarak şehri karış karış gezebilirsiniz. Londra turları hakkında buradan daha detaylı bilgi almayı ve Red Arena Tur’dan rezervasyonunuzu yaptırmayı unutmayın!